Marie Rose Balter’ın İbretlik Hayat Öyküsü

Has Kullar
27 Mart 2018
Hadis Hakim
27 Mart 2018
Marie Rose Balter Kimdir?
 
➤Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie’yi yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. Bu italyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. Dışardan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve Marie adeta cehennemden geçer.
 
➤Marie Rose Balter 17 yaşında depresyondan felç geçirir. Halisünasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastahanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
➤Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaheneden çıkar.
➤Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaheneden çıkar.
➤O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuzdört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti.
➤Yetkililer “Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastahanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi’nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. Biyografisi yazılır ve hayatı film olur (Nobody’s Child). Bir çok ödüle layık görülür.
Elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek birşey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastahanesine yönetici olarak atanır.
Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler:”Eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim.”
Marie Rose Balter’in yeni görevini haber yapan bir Ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “En uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. Affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır. Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda kalsak bile…”
Marie bu hayatta hiçbirşeyin imkansız olmadığını gösteren en güzel örneklerlerden
ALINTIDIR

2 Comments

  1. bayram akbudak dedi ki:

    Maria Rose Balterin öyküsünün benzeriyle yıllar önce ben de karşılaştım doksanlı yıllarda yaşlı komşumuzun yanında hiç konuşmayan boş gözlerle derin korku dolu bakışları olan sabiha adında bir kız vardı.Sabiha almanyadan gelmişti annesi yoktu ve babasından sürekli dayak yemiş sonunda baba kızını köylerine terketmişti köydeki akrabaları da kızı karın tokluğuna yaşlı komşumuza getirdiler.Annem kızın iyileşebilmesi için çok uğraştı sabiha kendini suçlu hisseden herşeyden korkan kaygı dolu biriydi.Annem onunla çok ilgilendi kendine olan güvenini arttırmaya çalıştı.Annemin çabalarıyla kızın zamanla kendine olan güveni arttı.Ben çok az almanca biliyordum zamanla ben ona türkçe öğreten oda bana almanca öğreten iki arkadaş gibi olduk.Bu tuhaf arkadaşlığın böyle gidemeyeceğini anladım ve bir gün ona evlenme teklif ettim.teklifimi kabul etmedi.ama başkasıyla evlenip İstanbula gitti.Şimdi oda tıpkı Marie Rose gibi hayata tutundu ve almanca tercümanlığı yapıyor.annemle beraber farkında olmadan psikologluk yapmıştık.

  2. leventkentoglu dedi ki:

    Söyledikleriniz çok başarılı.
    Yazınızı sitemizde tavsiye edeceğiz.

Bir Cevap Yazın